Facebook Neden 1 Milyar Dolar Ödeyerek Instagram’ı Satın Aldı?

Instagram’ın neden Facebook tarafından satın alındığını iyi bir şekilde anlatan orjinal bir makale dikkatimi çekti ve sizler için derlemeye karar verdim. Afiyet olsun :)

Instagram’ın site trafiği son altı aylık süreçte belirli bir istikrarla yükseliyordu ki rakamsal olarak 3.8 milyon gibi bir değere ulaştılar. 22 Ekim 2012 itibariyle 68.800 ziyaret. İşte Facebook’un satın alma eylemini açıklayan istatistik de tam olarak bu.

Instagram’daki olayların çoğunluğu bizzat uygulamanın kendi içerisinde gerçekleşiyor olsa da, internet sitesi Apple Uygulama Mağazası ve Google Play’a atfen birçok yönlendirme linki veriyor.

Instagram’ı kullanan kitlenin genelde gençler olduğunu biliyoruz: şöyle ki, Instagram’ı ziyaret edenlerin yarısı 35 yaşın altındaki kullanıcılar. Bu durum, genelde eski kullanıcılar tarafından rağbet gören Facebook gibi bir platform için ironik görünebilir. Oysa ki Facebook’un ilgisini çeken de bu yaş farkı zira bu farklılık sayesinde kitlesini genişletme şansına erişecek.

Instagram kullanıcıları paylaştıkları fotoğrafları Twitter, Facebook, Flickr, Tumblr ve Foursquare gibi mecralara da gönderme eğilimindeler.

Bunun sonucu olarak da tüm trafik bir anda ve bir şekilde Instagram üzerinden dönmüş oluyor. Geçen hafta ortaya çıkan bir araştırmaya göre, bazı kullanıcılar sırf arkadaşlarının fotoğraflarını gördükleri için bile aslında işleri olmayan sosyal platformları geziyorlar ve bu platformlara dahil oluyorlar.

Geçen hafta Istagram cehpesiyle ilgili sıcak bir gelişme daha yaşandı. Uygulama oldukça uzayan bir süreç sonunda Android işletim sistemi için de hizmet vermeye başladı. (Bkz.Google Play)

İlk günden uygulama bir milyon indirme sayısına ulaşmayı başardı. Siteyi inceleyenlerin yüzden 59’u da siteye Android üzerinden ulaşan kullanıcılardı. Google Play ise son 6 ayın en yüksek görüntülenme oranına ulaştı.

16 Korkunç Sosyal Medya Hatası

Linkedin’i kullanabilmek gerçekten çok önemli.  Geçtiğimiz günlerde sosyal medya gruplarını incelerken 2 sene önce Washington DC’de görev yapan Marvin Powell’ın sorduğu çok faydalı bir soruya ve diğer insanlardan tarafından verilen 97 harika yanıta rastladım. Tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.

Powell’ın sorusu şu:  ‘’Küçük işletme yöneticilerinin yaptıkları en büyük hatalar nelerdir?’’ 

Aşağıda işinize yarayacak en önemli yanıtları derledim. Keyifli okumalar :)

1- ”Bu işin bir maraton olduğunu unutmak.”

‘’En çok da sosyal medyanın bir tür maraton mu yoksa sürat koşusu mu olduğuna karar verirken zorlanıyorum. Herhangi bir seçim yapan taraf eninde sonunda bir kısım zarara uğruyor orası kesin. Sürekli olarak paylaşım yapmayanlar aynı zamanda Facebook ve Linkedln gibi platformlarda reklam yapma şanslarını da kaybediyor. Ortağımın da söylediği gibi ‘’bu bir sürat koşusu değil, bu bir maraton’’. Zaman vermelisiniz, nihayetinde bağlılık kurmak kolay değildir.’’

-Debbie Harris, Facebook ve Linkedld Konuşmacısı ve Eğitmeni

2- “Bir plan ya da stratejiye sahip olmamak.”

‘’Bence yapılabilecek en büyük hata, çevredeki herkes belirli bir plana sadık kalırken sizin net bir yol haritası çizmemiş olmanızdır. Çalışırken bu durumun ehemmiyetini pek fark edemeyebilirsiniz ama eninde sonunda bu eksiklik ile yüzleşmek zorunda kalabilirsiniz. Belki de o zaman her şey için geç olur. Acı ama gerçek.’’

-Noreen Poli, Sosyal Girişimcilik Uygulamaları Müdür

3- “Çok fazla konuşmak ama yeteri kadar dinlememek”

‘’İnsanlar genelde fazla konuşup az dinlemeye meyillidirler. Oysa ki sosyal medya da tıpkı gerçek hayat gibi sağlıklı ilişkiler üzerine kurulmalıdır, diğer bir deyişle insanlar önemsendiklerini ve dikkate alındıklarını hissetmek isterler.’’

-Jessica Routier, IAC-EZ’in sosyal medya ve halkla ilişkiler müdürü

4- “Karamsar olmak”

‘’Bence en büyük sorunu kafanızda sürekli kötü düşüncelerin uçuşmasıdır ve Twitter gibi mecralara taşımanızdır. Geçenlerde koskoca bir CEO’nun sıradan bir halkla ilişkiler uzmanıyla çocuk gibi didişmesine tanık oldum.’’

-Pamela Hazelton, E-Ticaret Danışmanı ve Tasarımı

5- “Öz-teşvik için çok fazla zaman harcamak”

‘’Küçük işletmelerin sosyal medyada düştükleri hatalardan birisi de kendilerini çok fazla öne çıkarmaya çalışmalarıdır. Öyle ki, bir süre sonra kendi markalarını göz ardı etmeye bile başlarlar. Oysa ki sosyal medya sürekli bir değişim halindedir ve uyanık olmayı gerektirir. Geçenlerde bir müşterimizle çalışırken, markaya dair forumlara yazılmış bazı kötü yorumlara tesadüf ettik. İşin daha da kötüsü marka sahibi bu şikayetleri görmemiş bile. Düşününsene, oluşturmak için 20 yıl uğraştığınız o güzel ilişkilerin yerle bir olması için 20 dakika yeter de artar bile.

-Paul Collin, Holiday Inn Express Croydon İş İlişkiler Müdürü

6- “Ütopik beklentilere sahip olmak”

‘’Sosyal medyanın sonuç almak için tek mecra olduğuna inanmak da olası hatalar arasındadır. Bu nedenle de sıradışı ve gerçekleşmesi imkansız beklentiler oluşabilir.’’

-Yok SooHoo, JRS Recovery İş Gelişim Sorumlusu

7- “Müşteriyi ilgilendirmeyen içerik”

‘’Her gün seninle ilgili 20 tweet okumak zorunda değilim. Ben, kendim için değerli olan şeylerle ilgileniyorum. Bu kadar sık karşıma çıkmana da gerek yok zira işlerinin nasıl gittiği beni ilgilendirmiyor. Bu şekilde davranarak aklımda daha fazla yer etmekten ziyade beni sinirlendiriyorsun. Özetle: işi kısa tut, güleryüzlü ol, kalıcı ol ve benim için değerli ol.’’

-Laura Kowalski, İş Danışmanı

8- “Müşterilere cevap vermemek.”

“En büyük hatalar: 1. Müşterilerinizi dinlememek. 2. Müşterilerinize tepki vermemek, hele de ortada bir sorun varsa. 3. Güncellemelerden vazgeçmek. 4. Sosyal profillerin kişisel hesap gibi yönetmek. 5. Kötü markalaşma ve tasarım’’

- Aanarav Sareen, Digital Media’da Uygulayıcı Yapımcı

9- “Kişisellik ve profesyonellik arasındaki çizgiyi kaybetmek.”

‘’Bazıları kişisellik ve profesyonellik arasındaki çizgiyi kaybederler. Bu sadece Facebook için değil, Twitter için de geçerlidir. Bu nedenle de en doğru ve profesyonel platformun Linkedln olduğunu düşünüyorum.’’

-George F Franks III, Evrensel Teknoloji Uygulayıcısı, İş Danışmanı, Kariyer Planlama Uzmanı

10- “Varsayımlarda bulunmak”

“Kafamın içinde dolanan bir kelime var; VARSAYIM. “Yanlış varsayımlar, birçok alanda olduğu gibi pazarlama sektöründe de yere düşüşün önemli sebeplerindendir. Ne olursa olsun uzak durmanız gereken bazı varsayımlar vardır, mesela; 1. Araştırma ve izleme o kadar da gerekli değildir. (Oysa ki oldukça önemlidir.) 2. Sosyal ağlar müşteriyi meşgul kılmak için kullanılar araçlardır. (Tamam öyle olabilirler ama bu bir genelleme değildir, müşterinin davranış şekline göre değişiklik gösterebilir.) 3. Yatırımın geri dönüşünü ölçmek, ROI ölçmek, mümkün değildir. (Aksine, mümkündür.)’’ Daha başka varsayımlarda da var ama bu kadarını bilmenin yeterli olacağını umut ediyorum.

-Omar Ead, Digitus Marketing

11- “Önce iş profili, sonra kişisel profil yaratmak.’’

‘’Çok portalda görüyorum ki insanlar önce iş profilleri, sonra ise kişisel profiller oluşturuyorlar. Bunun satışlarını katlayacağını falan zannediyorlar. Oysa ki siteleri profesyoneller ziyaret ederler. Bu nedenle önce ilgiyi üzerinize çekecek bir profil, daha sonra mesajınızı ulaştıracak bir profil oluşturmalısınız.

-Gerry Brown, @Architectural Evangelist’in Editörü, BIM ve IPD Danışmanı

12- “Kullanılan kaynakları doğru analiz edememek.”

‘’Herhangi bir sosyal program yürütmek için gereken kaynakları doğru tahmin ve tayin edememek de önemli sorunlardan birisidir.’’

-Marc Aniballi, Technology Literat Strateji Danışmanı

13- “Tüm işi sosyal medyanın yapmasını beklemek.”

‘’Tüm işi sosyal medyanın yapmasını beklemek. ‘’Olduğunuz yerde öylece durup, insanların size gelmesini ve parlak fikirlerinizden ötürü sizi tebrik etmesini beklemek hayalcilik olur.’’

-Lisa Cash Hanson, Blueberry Baboon CEO’su, Yazar, Küçük İşletme Danışmanı, Konuşmacı

14- “Kitle iletişimi eksikliği.”

1. ‘’Hedef kitleyle ilgilenmemek. Sorular sormanız, biraz mizah yapmanız, motivasyonlarını artırıcı alıntılar kullanmanız ve insanların fikirlerini sormanız gerekir. Atıyorum, ‘’günün komik sorusu’’ gibi basit bir uygulama bile işe yarayacaktır. 2. Sadece kendi ürün ve servisleriniz hakkında paylaşımlar yapmak. Sosyal medyada işler genelde kulaktan kulağa yayılma yoluyla döner. Bu konu hakkında derin bir bilgi kazanmak için Dale Carnegie’nin ‘’How to win friends and influence people’’ isimli muhteşem kitabına bir göz atmanızda fayda var. 3. Faydalı içerik yüklememek. İnsanlar kendilerine yardımı dokunacak olan içerikle ilgilenirler. Bu nedenle hem insanların size bağlılığını artırmak hem de onların güvenini kazanmak için oldukça etkili ve saydam bir platform oluşturmaya çalışın. 4. Ücretsiz ürün ya da servis sunmamak. Mesela ben eğlencesine ‘’Sosyal Medya Skoru’’ diye bir uygulama yöneterek potansiyel müşterilerimin seviyelerini, ilişkilerini ve kendi alan bilgimi ölçüyorum. Sonuçta bu çift-taraflı kazanç üzerine inşa edilen bir sektör.’’

- Michelle Hummel, WebMediaExpert.com CEO’su, Sosyal Medya ve Internet Pazarlama Danışmanı

15- “Sosyal medyaya sırf herkes orada olduğu için gelmek.”

‘’Çok basit: en büyük sorun planlama eksikliğidir. En yapmamanız gereken şey ise amacınızı bilmeden, yolunuzu çizmeden yola çıkmaktır. ‘’Sırf rakipleri sosyal medyada diye sosyal medya kullanmaya başlayan birçok şirket biliyorum. Nasıl ki bir şirket hiçbir planlamadan yapmadan bir bayii ya da mağaza açamazsa, öyle damdan düşer gibi bir Twitter hesabı da açmamalıdır. Aynı özenli planlama ve program, araştırma ve öngörü burada da gereklidir. Emin olun farkı göreceksiniz.’’

-Kristian Chronister, Jewelry.com’un Başkanı

16- “Asıl meselenin ilişki kurmak olduğunu unutmak.”

‘’Çoğu şirketin sosyal medyaya geride kalma korkusuyla panik halinde atladığını görüyorum. Sonra da işler sarpasarıyor tabi. Elde kalan birkaç internet profili ve başarısızlık. ‘’Oysa ki bir müessesenin anlaması gereken ilk şey bunun bir karşılıklı ilişki inşası olduğunu fark etmek ve bunun zamanla gerçekleşeceğini kabullenmektir.’’

-Spencer Tyler, CpofA’nun Yardımcı Kurucusu ve Ürün Departmanı Sorumlusu

8-18 Yaşları Arasındaki Çocukların İnanılmaz Medya Alışkanlıkları

Çocuklarımız, dünyanın dijital medyaya geçişine öncülük ediyorlar.

Bunun bir sebebi de çocukların teknolojilerden korkmamaları ve yıllar boyunca başka herhangi bir düzene alışmamış olmaları.

Eğer ki siz de yeni dünya düzeninin neye benzediğini görmek istiyorsanız çocuklarınızı gözlemlemeniz yeterli olacaktır.

İnternette dolaşırken The Kaise Aile Şirketi’nin  tam da aradığım konu üzerine bir araştırma gerçekleştirdiğini farkettim. Bu araştırmayı derleyip, sizinle paylaşmanın gençlik pazarlaması için iyi bir kaynak olacağı kanaatindeyim.  Araştırmanın orjinal haline şuradan ulaşabilirsiniz. 

2.000’den fazla ailenin katıldığı bu araştırmada 8-18 yaşları arasındaki çocukların ilgi alanları saptanmaya çalışılmış. Bu araştırmanın iPad ya da popüler akıllı telefonlar piyasa çıkmadan önce gerçekleştiğini de ekleyelim.

Bazı anahtar noktalar:

  • Çocuklar yetişkinlere nazaran çok daha fazla medya tüketirler, hatta uyanık oldukları her an. Bu artmaya da devam ediyor.
  • Çocukların yazılı medya kullanımı gittikçe azalıyor.
  • Çocukların dijital medya kullanımı tavan yapmış durumda.
  • Buraya kadar sürpriz yok. Asıl şaşırtıcı olan ailelerin bu konuda endişelenmiyor oluşu.
  • Her üç evin ikisinde yemek sırasında televizyon izleniyor.
  • Evlerin %75’inde televizyonlar kimse izlemiyorken bile açık halde kalıyorlar.
  • Çocukların %70’inin kendi odasında televizyonu var.
  • Her üç evden sadece bir tanesi medya tüketimi konusunda belirli kurallar belirliyor.

Şaşılacak bir şey yok. Medya kullanımı arttıkça notlarda da bir düşme yaşanıyor.

Uzun bir sunum sizi bekliyor, ama emin olun buna değecek.

TV hakimiyeti…

8-18 yaşları arasındaki bir gencin ortalama bir günü:

Günde 10.5 saatlik medya tüketimi

8-18 yaşları arasındaki bir gencin ortalama bir günde maruz kaldığı medya süresi:

Çoklu medya kullanımı

8-18 yaşları arasındaki bir gencin ortalama çoklu-medya kullanımı

Çocuklar çoklu-medya kullanırken ne yapıyorlar?

8-18 yaşları arasındaki bir gencin her bir medya türünü kullanım süresi

Mobil: Kim, neye sahip?

8-18 yaşları arasındaki bir gencin sahiplik çetelesi

Günlük 33 dakika telefon kullanımı

8-18 yaşları arasındaki bir gencin telefonuyla yaptığı işlemlerin süresi

Bir kez daha TV hakimiyeti

8-18 yaşları arasındaki bir gencin hangi medya türünü ne kadar süre kullandığına ilişkin tablo

Fakat canlı TV kullanımı düşüşte

8-18 yaşları arasındaki bir gencin TV içerik tüketimi

DVD tüketimi

Online TV tüketimi büyüyor

8-18 yaşları arasındaki bir gencin TV içerik tüketimi

iPod TV tüketimi de büyümekte

8-18 yaşları arasındaki bir gencin TV içerik tüketimi

Son olarak cep telefonu üzerinden TV tüketimi

8-18 yaşları arasındaki bir gencin TV içerik tüketimi

Artık hemen hemen her evde internet bağlantısı bulunuyor

8-18 yaşları arasındaki gençlerin internete erişim olanı

Çocukların bilgisayarda yaptıkları eylemler

8-18 yaşları arasındaki bir gencin yaptığı eylemler

Şimdi sıra okuma işine geldi

8-18 yaşları arasındaki bir gencin ortalama bir günde kullandığı yazılı medya

Her dört çocuktan sadece bir tanesi gazete okuyor

8-18 yaşları arasındaki bir gencin okumaya ayırdığı süre

Temel olarak, eğer çocuklar uyanıksa bir şekilde medya tüketiyorlar

Günlük medyaya maruz kalma süreleri

Gerçek: Çocuklar ödev yaparken bile medya tüketiyorlar

8-18 yaşları arasındaki gençlerin ödev yaparken yaptıkları başka aktivitelerin listesi

ŞOK: Her üç evden ikisinde yemek sırasında TV açık oluyor

8-18 yaşları arasındaki gençlerin verdikleri cevaplar

Evlerin %75’inde televizyonlar kimse izlemiyorken bile açık kalıyor

8-18 yaşları arasındaki gençlerin verdikleri cevaplar

Youtholding, Harvard’a case study oldu!

Youtholding olarak Harvard Üniversitesi’ne taşındık. Daha doğrusu Harvard Türkiye’nin tek gençlik holdingi olan Youtholding’imizi Hardvard Business School’un MBA programında inceleme kararı aldı.  Bizim için son derece eğlenceli devam eden bu süreci sizinle detaylı bir şekilde paylaşmak için bu yazıyı hazırlamak istedim. Öncelikle proje hakkında biraz bilgi vereyim.

Harvard Üniversitesi ilk kez dünyadaki farklı kültürdeki gelişmekte olan ülkelere MBA öğrencilerini gönderiyor. Yeni dekanlarının çok istekli olduğu bir proje. Amaç, o ülkelerdeki şirket yapılarını incelemek ve daha sonra o şirketler için geliştirici projeler geliştirmek. Oluşturulan öğrenci gruplarındaki öğrenciler daha önce hiç gitmedikleri ülkelerle, tanımadıkları kültürlerle tanışma fırsatı buluyor. Öğrenci grupları oluşturulurken bunlara dikkat ediliyor ve ayrıca öğrencilerin farklı yeteneklerde olmalarına oldukça özen gösteriliyor. Örneğin bir grupta lisanslarında mühendislik, tıp, sosyoloji, matematik, tarih gibi farklı lisans bölümlerinde okumuş öğrencilerin olmasına dikkat ediliyor. Bu kapsamda Harvard’lı MBA öğrencilerinin Türkiye’de ziyaret ettiği 13 şirket arasında Endeavor Girisimcilerinden Youtholding de var. Opet, Arçelik, Mey gibi ülkemizin kaliteli şirketleri de proje kapsamında. Endeavor Girisimcileri - Harvard eşleştirme süreci Endeavor Türkiye ve Global ekibi tarafından yürütüldü. Açıkcası bu güzel gelişme bizim için hiç süpriz olmadı çünkü biz Türkiye’de gençlerin kıymetini bilen ve yaş ortalaması 22.5 olan ve 1000’i aşkın gencin iş hayatı tecrübesi ve para kazanmasına vesile olan Merkez ekipte 200’den fazla gençle çalışan ve hiç yaşlanmayacak bir aileyiz. Dünyanın gittikçe artan genç nüfus ihtiyacının stratejik önemini 10 yıl önce farkına vara Türkiye’de ki ilk dünyada ise ender şirketlerden birisi olan youtholding, Harvard Business Case olarak son derece ideal.

Pazartesi günü Türkiye’ye gelerek Youtholding’i ve bünyesinde barındırdığı tüm şirketleri tek tek incelemeye başladılar. Her şirketimiz ve departmanlarımız onlara muhteşem sunumlar hazırlayarak şirket yapımızı ve benzersizliğimizi onlara anlattı. Onlar da sunumlardan sonra departmanlara dağılarak çalışan gençlerle birebir iletişime geçtiler. Kaç yıldır çalıştıklarını, neden bu işi istediklerini, şirketlerin geleceğini, başardıkları case study’leri, projeleri sordular. Akşam saatlerinde ise İstanbul’u onlarla beraber gezdik. Günün yorgunluğunu beraber attık. Bu haftasonuna kadar Youtholding’i incelemeye devam edecekler. Peki sonra ne olacak?

Yukarda dediğim gibi, Harvard için bu proje bir ilk. Yani biz ve diğer global partneleri birer deneyiz.  Onlar ülkelerine döndüklerinde, MBA öğrencilerine ¨best practice¨olarak deneyimlerini anlatacaklar ve daha sonra Youtholding için geliştirici projeler hazırlayacaklar. Eğer biz o projeleri hayata geçireceğiz ve Harvard Business School bünyesinde Türkiye’nin ilk Business School’u Eğitişim’i barındıran Youtholding’e stratejik iş planı hazırlamış olacak.

Özetle, bizim için harika bir deneyimdi ve olmaya devam ediyor. Yeni projelerde siz gençlerle buluşma dileğiyle…

Hey guys! you’re our new family from our next market, States :)

We thank you all Vernon, Malinda, Yian, Feiye, Stelios !

Kobiler birçoğu 2012 yılında iPad almayı planlıyor

Şu an hali hazırda en çok rağbet gören tabletin iPad olduğu bariz bir şekilde ortada ve  iş dünyası yöneticileri de hızlı bir şekilde iPad’e yöneliyorlar.

Geçenlerde yayınlanan bir araştırma fazlasıyla ilgimi çekmişti. Araştırmayı yapan NPD endüstri analizcisinin açıkladığı araştırma sonuçlarına göre 2012’de kobilerin %75’i çalışanlarına tablet almayı planlıyorlar ve çoğunluğu tercihini iPadden yana kullanmayı planlıyorlar.

Araştırmanın bir diğer ilginç verisi ise, işletmeler büyüdükçe tabletlere duyulan ihtiyacın arttığının düşünülmesi. 50’den az çalışanı olan şirketlerin tablet alma eğilimleri %54 olarak gözüküyor. Ancak çalışan kişi sayısı 500 ile 1000 arasında şirketlerde tablet alma eğilimi %89’lara kadar çıkıyor. 

 Anketin markalar için olan kısmında ise Apple ve diğerleri olarak ayrılmış durumda.  Araştırmaya göre şu anda iPad’e rakip olacak tek şirket Amazon ve ürünü Kindle. Ancak Kindle’da özelleştirilmiş bir işletim sistemi olduğu için tüketicinin tam olarak ilgisini çekmiyor. Örneğin kamera özelliğinin olmaması iş dünyası yöneticilerin iPade yönelmesinde önemli bir faktör.

iPad rakiplerinden Blackberry Playbook alternatif olarak gözükse de, e-posta sunucularında sürekli sorun veriyor olması tekrar iPadi ön plana çıkıyor. Araştırmayı gerçekleştiren NPD vekil başkanı Stephen Baker şu anda iPade herhangi bir rakip tablet görmediğini çok net bir şekilde ifade ediyor.

Geçtğimiz mayıs ayında yayınlanan IT Tüketimi adlı makalede 448 büyük şirketin %83’ünün IT departmanlarında 2013 sonuna kadar iPade geçmesi bekleniyordu. Microsoft’un 2012 sonunda çıkaracağı tableti bu rakamları değiştirebilir. Microsoft ürünü kullanan şirketler için Microsoft’un tableti iyi bir alternatif olacaktır.

Gençler ve mobil tüketim davranışları

Ergenlik çağındaki gençlerin yetişkinlerden çok daha fazla telefonla ilgilendikleri gözle görülür bir gerçekti. Ancak Nielsen’in son araştırması bu gerçeğin sandığımızdan daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Gençlerin mobil olarak internet erişimleri sırasında kullandıkları veri oranı inanılmaz bir ivmeyle artmış durumda.

Yaşları 13-17 arasında olan gençlerin mobil olarak internet kullanım oranı geçen senenin 3. çeyreğine göre %256 oranında artmış durumda.  Ortalama bir genç aylık 320 mb mobil internet kullanıyor. İlginç olan ise, erkeklerin kullanım oranı kızlarınkinden yüksek.

Araştırmanın diğer ayağında olan 25-34 yaş aralığındaki gençlerin ise aylık 578 mb mobil internet kullandığı belirlendi. En fazla internet kullanan jenerasyon konumundalar. Aşağıdaki grafikte detaylı rakamlara ulaşabilirsiniz.

Mobil internet kullanımın artması normal olarak akıllı telefon satışlarında da hızlı bir yükselişe sebebiyet vermiş durumda. (%45)

Araştırmanın ikinci kısmında ise başka bir şaşırtıcı sonuç var.Geçtiğimiz yıl bir genç aylık ortalama 3729 SMS gönderirken, bu rakam bu yıl 3417’ye gerilemiş durumda. Burada ergenlik dönemindeki kızların erkeklere göre aylık 1000 SMS fazla attığını belirtmekte fayda var. Aşağıdaki grafikte daha detaylı rakamlar görebilirsiniz.

Özetle; SMS’den sonra gençler için en popüler aktiviteler mobil olarak internet kullanımı, sosyal ağlar, e-mail, uygulama indirme ve kullanma… Son olarak gençler text mesaj yani SMS’i kolay ve eğlenceli buldukları için tercih ediyor.

Çoğu yetişkin internette belirli bir amaçları olmadan vakit geçiriyor

 

Yeni yapılan bir çalışmaya göre zaman geçirme amaçlı internette gezen yetişkin sayısı bir kaç sene önceye göre bir hayli artmş durumda.

Pew’in yaptığı araştırmaya göre 18-29 yaş aralığındaki gençlerin %53’ü internette oyalanma ve sadece eğlenme amaçlı vakit geçiriyor. Genel olarak internet kullanıcılarının %81’i arada sırada vakit geçirmek için internette bulunduğunu belirtmiş.

Pew’in 2006 yılında yaptığı araştırmada bu oran %45’idi. İnterneti eğlence amaçlı kullananların sayısının yükselmesinde; bağlantı hızının artmasının, sosyal ağların yayılmasının ve video paylaşımlarının artmasının etkisinin çok büyük etkisi var. Yükselen bu trende göre Web, diğer boş zaman aktivitelerinin önüne geçmiş durumda. 

Özetle; internetin gençlerin favori zaman geçirme yeri olması şaşırtıcı değil ancak her yaştan insanın kullanımında artması  şaşırtıcı. İnternet artık sadece gençlerin eğlence alanı değil diyebiliriz.

Facebook’un aşırı kullanımı öğrencilere zarar mı veriyor?

Pennsylvania Lock Haven Üniversitesi Akademik Gelişim ve Psikolojik Danışma Anabilim Dalı’ndan Reynol Junco’nun 1839 üniversite öğrencisi üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre öğrencilerin notları Facebook’ta harcadıkları ortalama 106 dakikadan sonra, her 93 dakikada 0.12 puan düşüyor.

Son bir kaç yıldır eğitim görevlileri ve ebeveynler Facebook’un öğrencilerin derslerini olumsuz etkilediğini iddia ediyor. Kulağa mantıklı gelse de, Facebook’un öğrencilere zarar verdiği bilimsel olarak doğrulanmadı. Lock Haven Üniversitesi’nin araştırması ise Facebook’un kendisinin zarar verdiği değil, nasıl kullanıldığının bilinmemesinin zararlı olduğunu gösteriyor..

Araştırmaya göre Facebook’ta zaman harcamak öğrencilerinin notlarını olumsuz etkiliyor. Ancak sürekli kullanmadıktan sonra Facebook’un öğrencilerin notlarına bir zararı gözlenmiyor. Öğrencilerin GPA’i 106 dakikadan sonra her 93 dakikada 0.12 puan azalıyor olması, Facebook’un öğrenci notlarını etkilediğini ancak bu düşüşün oldukça az olduğunu ortaya koyuyor. (Lise öğrencilerinin notlarının düşüşünde 2 kat etkili olduğunu belirtmek gerek)

Ancak araştırmadan çıkacak en önemli sonuç şu: Facebook’ta çok takılmakla ders çalışma arasında kuvvetli bir ilişki yok.

Özetleyecek olursak: Aslında Facebook öğrenciler için faydalı bile olabilir. Facebook’un dersler üzerinde etkisi kullanım oranı ile ilgili değil, nasıl kullanıldığı ile ilgili. Hatta öğrencilerin ve gençlerin sık sık kullandığı sosyal medya araçları ile sınıflar ve dersler daha eğlenceli bir ortam olabilirler.

Gerçek dergileri bozulmuş iPad sanmak

Videoda gördüğünüz bebek gerçek dergileri iPad’in bozulmuş şekli sanıyor. Ve videonun sonunda göreceğiniz üzere bebek gerçek dergilerden sıkılıyor ve mızmızlanmaya başlıyor. iPad ile tekrar kavuşunca ne kadar mutlu olduğuna dikkat edin

gençlik pazarlaması ve sosyal medya rakamları

BIGresearch’e göre:

• Gençlerin %52.7’si alışveriş yaptıklarında kendilerini rahatlamış hissediyor.

•Gençlerin %50.2’si ani bir istek ile alışveriş yapıyorlar.

•Gençlerin %50.4’ü alışveriş yaparken, alacakları ürünü akıllı telefonlarından ya da tabletlerinden araştırıyor.

—————————————————————————————————————

18-24 yaş aralığında gençler hergün 110 mesaj alıp gönderiyorlar

—————————————————————————————————————

foursquare 1.000.000.000.000 check-in e ulaştı.  

—————————————————————————————————————

•Kadınların %68’i, erkeklerin %54’ü sosyal medyayı arkadaşlarıyla iletişim kurabilmek için kullanıyorlar.

•Kadınların %60’ı, erkeklerin %42’si sosyal medyayı aileleriyle iletişim kurmak için kullanıyor.

•Kadınların %34’ü ve erkeklerin %22’si sosyal medyayı birlikte çalıştığı insanlarla iletişim kurmak için kullanıyor.

—————————————————————————————————————

Temmuz ve Ağustos ayları arama motorları kullanım rakamları

—————————————————————————————————————

 insanların sosyal ağlarda  geçirdikleri dakikalar. Facebook domine etmil durumda.

—————————————————————————————————————

tablet kullanıcıların ortalama kullandıkları uygulama rakamları

—————————————————————————————————————

Apple ürün lansmanı yaptıktan kaç gün sonra ürünleri pazara sürüyor